top of page
KOYCEGIZ.jpg

YAZARLAR

ynd.jpg
Çevreci
Nail Duman

DATÇA HIZIRŞAH(TAKSİARKHON KİLİSESİ)

Datça’nın günümüze ulaşabilen önemli kültür varlıklarından birisi olan HIZIRŞAH Köy Kilisesi, 19. Yy.ın 2. Yarısında; daha eski bir kilise yapısı üzerine inşa edilmiştir. Gerek mimarisi gerekse süslemesi ile batı Anadolu

Geç Dönem Kilise mimarisinin özelliklerini barındıran yapı, yakın dönem kayıtlarında TAKSIARHON KİLİSESİ olarak geçmektedir. İsminden de anlaşıldığı kadarı ile baş melekler olan Cebrail ile Mikail’e adanan yapının ben- zer örnekler dikkate alındığında bir mezarlık kilisesi olduğu düşünülmektedir. Lozan Antlaşması sonrasında gerçekleştirilen nüfus mübadelesi sonrasında

dini işlevini kaybeden yapı, kısmen boş kalmakla birlikte belirli bir süre

farklı işlevlerde kullanılmıştır. Güney Ege Kalkınma Ajansı desteği ve Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Datça Yerel Tarih Derneği Proje ortaklığı ile Datça Belediyesi tarafından gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları sayesinde koruma altına alınan kilise, farklı bir işlev kazandırılması, gelecek nesillere aktarılması sağlanmıştır.

Kilise, kesme ve moloz taş ile birlikte tuğla malzeme kullanılarak inşa edilmiştir. Doğ-batı doğrultusunda yerleştirilen eser, tek nefli(kilisenin ana gövdesi, salonu), dikdörtgen planlıdır. Bir duvar ile çevrelenmiş olan yapı, halkın ibadet ettiği dikdörtgen bir naos( Tanrının heykelinin yer aldığı çevresi sütunlu alan) ile naosun doğusuna eklenmiş ayinlerin yapıldığı kutsal bölüm olan bir bema( Kilisede halkın girmediği, özel bölüm) ve içten yarım daire, dıştan yedi cepheli bir apsisten(Yapılarda birinci eksendeki izdüşümünün işaretli ölçüsüdür) meydana gelmektedir. Hızırşah Köyü Kilisesinin planı, Bizans Döneminden itibaren sıklıkla kullanılan bir plan türü olup çoğunlukla şapellerde ve boyutlu kiliselere eklenen ek yapılarda (Paraklesionlarda) tercih edilen bir plan tipidir. Tanzimat ve Islahat Fermanı sonrası Anadolu’da başlayan kilise imar faaliyetlerinde bu plan çoğunlukla ufak boyutlu kiliselerde tercih edilmiş olmasına karşın Ege Bölgesi’nde inşa edilen bazı anıtsal Rum Kiliselerinde de kullanılmıştır.

Cepheleri sade düzenlenmiş olan kilisenin orijinal dış duvarları koyu- turuncu, sarı renkli olup sadece batı cephe duvarı kenarları, mavi renkli kalın bir bordür şeklinde boyanarak vurgulanmıştır. Batı ve kuzey cephelerinde birer kapı bulunan kilisenin kuzey kapısı, kireç taşından yapılmış bir profilli çerçeveye sahiptir. Kuzey, güney ve doğu cephelerinde gözlemlenen diğer bir unsur ise yağmur suyunun tahliyesi için yapılmış olan tahliye kanallarıdır.

Kilisenin ana mekanı olan naos, kuzey ve güney iç duvarlarına karşılıklı konumlandırılmış ikişer duvar payesine oturan takviye kemerli bir beşik tonoz örtüye sahiptir. Kuzey duvarına bitişik bir oturma sekisi de bulunan naosun zemini kare şeklindeki taşlarla döşelidir. Naosun doğusunda kilisedeki ayin- lerin gerçekleştirildiği bema ve apsis bölümleri yer almaktadır. Bema ile naos arasındaki ayrım zemindeki kot farkı ve günümüze ulaşamamış olmasına karşın mevcut izlerden varlığı anlaşılan; üzerine ikonların da asıldığı İKONOSTASİS isimli bir paravan ile sağlanmıştır. Bema bölümünün kuzey duvarında ökaristi ayininde(Şükür ayini) kullanıldığı düşünülen kemeri profilli ve alt kısmı sekili bir niş yer almaktadır.

Roma evlerinin yanlarda üstü örtülü, ortada üstü açık olan avlusu) apsiste bulunması gereken altar (Tanrı ve Tanrıçalara sunum yapmak için kullanılan SUNAK), ne yazık ki,

günümüze ulaşamamıştır. Kilisede bulunan stuko(Geçmişte tüm sıva işlerine verilen isim) kalem işi, fresk, taş silme-

ler ile grafitiler yapının süsleme programını oluşturmaktadır. Stilize edilmiş akanthus (Antik Yunan mimarisinde sütun başlarını süslemek için kullanılan bir bitki figürüdür) yapraklarından meydana gelen bitkisel bezemeye sahip olan stuko süslemeler, kuzey ve güney naos beden duvarlarının tonoz başlangıç hizasındaki profilli bir silme kuşağı üzerinde ve naosta karşılıklı olarak yerleştirilmiş

olan ikişer duvar payesinin başlığı üzerindedir. Yapıda kullanılan kalem işi

süslemeler, beşik tonoz üzerindeki daire madalyonların üst kısımları ile tonoza

takviye eden takviye kemerleri üzerinde yer almaktadır. Kalıp tekniği ile mavi

renkli boya ile yapılan süslemelerde çiçek ve yaprak motiflerinden oluşan

bitkisel süsleme tercih edilmiştir. Kilisede günümüze ulaşamayan fresk süslemeler

naosun beşik tonoz örtü başlangıcındaki daire şeklindeki madalyonlar içinde

yer almaktadır. Mevcut izlerden kumaş üzerine yapıldığı düşünülen süslemelerin

çiviler ile daire şeklindeki rozetler içinde

yer almaktadır. Mevcut izlerden kumaş üzerine yapıldığı düşünülen süslemelerin çiviler ile daire şeklindeki rozetler içine yerleştirildiği anlaşılmaktadır. Benzer örnekler dikkate alınarak rozetler içindeki İsa ve Meryem’in hayatından sahneler

ile çeşitli Peygamber, Aziz ve Melek tasvirleri olabileceği düşünülmektedir. Kilisede yer alan diğer bir süsleme unsuru

ise grafititlerdir(Çoğunlukla kamusal alanlarda yer alan duvar ya da yüzeye çizilmiş, kazınmış veya püskürtülmüş yazı ve çizimlerdir) . 20. Yüzyılın 2. Yarısına tarihlenen grafititler, siyah renkli bir kalem ile yapılmış olup, başında şapka bulunan birer asker ile bir kız figürü ile eşek ve öküz gibi hayvan figürlerini içermektedir.

DATÇA HIZIRŞAH KÜLTÜR EVİ: TAKSİARKHON KİLİSESİ, günümüzde modern bir kültür evi olarak işlev görme- ktedir. Datça’da düzenlenen hemen bütün etkinlikler burada düzenlenmektedir. Kış mevsimi ise içeride, bahar/yaz mevsimi ise hem içeride hem dışarıda yeşillikler arasında düzenlenen etkinlikler büyük katılım ve beğeni kazanmaktadır. Halk Müziği, Sanat Müziği konserleri, ud, bağlama, piyano vb. ile yapılan müzik etkinlikleri, fotoğraf, resim sergileri, şiir/öykü üzerine yapılan etkinlikler, yarışmalar, gösteriler... Aklınıza toplumsal etkinlik olarak ne gelirse hepsi burada yapılmaktadır. Kültür Evi’ nin iç duvarlarındaki tablolarda Tarihi araştırmalar, Datça’daki tarihi yapılar, Kilise ile ilgili bilgiler, Çevredeki camiler, Anadolu’daki başlıca değirmenler, Seramik atölyeleri, Endemik bitkileri... gibi bilgi hazineleri ziyaretçilere sunulmuş.

 

yazar2.JPG
Süzgeç
Osman Acar

SADECE SOSYAL MEDYADAN PAYLAŞIM YAPILARAK BELEDİYECİLİK OLMAZ

Belediyecilik, sosyal medy- adan videolar paylaşarak, algı operasyonları kurgulamak şeklinde

yapılmamalıdır. Belediye başkanı her zaman ulaşılabilir ve vatandaşın

içinde olmalı. Sokaktan, çarşıdan pazardan ayağını asla kesmemelidir.

Emek vermeden, icraat yapmadan,

eser üretmeden sadece sosyal medya mecralarıyla vatandaşın kalbine gir-

ilemez. Sosyal medya belediyeciliği, hizmet belediyeciliğinin yerini

almamalıdır. Belediye Başkanının öncelikli vazifesi halkına, ülkesine, insanına hizmet etmektir. Belediye yapılan işlerin tanıtımına önem vermeli, vatandaş eserleri, hizmetleri görme- lidir. Şehirlerdeki her bir haneye ulaşılmalı, sorunları yerinde görerek, vatandaşların dertleriyle dertlenilmelidir. Halkla bir defa kapı dışından değil, kapıları çalınarak evlerine misafir olunmalıdır. Gönül belediyeciliği yapılmalı mütevazı olunmalı, tevazu içinde çalışmalar sürdürülmelidir. Altına imzamızı atabileceğimiz bu sözler, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ait.

yyy.jpg
Ertuğrul Baylan

YENİ YILA GİRERKEN ESKİ YILDAN ANIMSADIKLARIMIZ

Deprem, seçim, , şehitlerimiz, ekonomi, hayat pahalılığı, mülteciler, Akbelen’de orman katliamı, Somali cumhurbaşkanının oğlu kuryeyi öldürdükten sonra kaçırılması, Can Atalay, Sinan Ateş, Filenin Sultanları, yangınlar, (EYT), süper kupa...

2023 yılı, Türkiye için önemli gelişmelerin yaşandığı uzun bir sene oldu. Gerek iç gündemde gerekse uluslar arası alanda yaşanan

olaylar, ülkenin yönünü ve geleceğini şekillendirdi. Şubat ayında “asrın felaketi” olarak nitelenen Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin acısıyla sarsıldık. Mayıs ayında yapılan seçimlerde yaşanan sonuç, yanlışları, hataları, kötü gidişatı meşru kılmıştır.

Ekim ayında ise terör devleti İsrail’in Amerikan badigartlığında yıllardır Filistin’e karşı yürüttüğü işgal ve katliam politikası ‘dünyanın gözü önünde’ yeni bir boyuta ulaşırken “dünya birden küçükmüş” sözünü hafızalara perçinlemiş, medeniyetin çıkar ilişkilerine yenik düştüğünün en bariz göstergesi olmuştur.

Her seçim öncesi anaları mateme sürükleyen iş ve işlevlerin, neden- sonuç ilişkiler çerçevesinden bakıldığında kahreden söylem- lerle netleşen şaibeleri körüklediği ortaya çıkmış, üzüntümüz katlanarak artmıştır.

Muhalefete şehit

cenazelerinde

yapılan saldırılar.

Alanlarda söyleyecek

bir şeyleri olmayanların

başvurdukları yöntemler endişe

vermeye devam etmektedir.

Azmedeni ortaya çıksa da azmettireni belli olmayan Sinan Ateş davası, TİP milletvekili Can Atalay’ın AYM kararlarına rağmen cezaevinden çıkarılmaması, mülteci kampı haline getirilen ülkenin beraberinde getirdiği sorunların katlanarak arttığı görülmesine rağmen tedbir alınamaması, depremzedelerin barınma sorununun çözülememesi, Tüik’in öngördüğü enflasyona ilişkin yapılan zamların Temel gıda ve kira ihtiyacını karşılamadığı, limon ve por- takal üreticisinin artan maliyet karşısında alıcı bulamaması, ihracat konusunda yetersizliğin göstergesi olmuştur.

Akbelen’de güvenlik güçleriyle yapılan orman katliamı halkın tepkisine rağmen devam etmiş olması, ülkenin adım adım felake- tin ayak izlerini oluşturmuştur. Eğer cumhurbaşkanının oğluysan gittiği her ülkenin vatandaşını öldürme hakkına sahipmiş gibi, tutuklanmayıp kaçırılması çok manidardır. Turistik alanlarda çıkan orman yangınlarının sırrı hala çözülemedi. Önlem yetersizlikleri Ortadoğu çölüne duyulan özlemi gerçekleştirmeye yardımcı olmaktadır.

Güzel şeyler de oldu elbette Filenin Sultanları ( Atatürk’ün kızları) nın gösterdiği uluslar arası başarılarını ayakta alkışladık, gurur duyduk. Cumhuriyetin 100. Yılı Süper kupa finalinin Riad’da yapılacak olması başlı başına büyük bir hata olmakla birlikte

milli değerlerimize yönelik kısıtlamalar bardağı taşıran sebep olmuş karşılaşma gerçekleştirilememiştir. Bu olay değerlerimizin üç kuruşa satılamayacağının, ülke onurunun dünyaya olumlu şekilde yansımasını sağlamış, evdeki hesabın çarşıya uymadığını göstermiştir.

Bütün bu olumsuzluklarla birlikte 2023’e güle güle derken, hoş geldin 2024 tadınla tuzunla gel. Acılardan üzüntülerden uzak, edebinle gel.

Özel Haber

 

eroldolu.jpg
Erol Dolu

İZMİR-SEFERİHİSAR’DA ERDOĞAN TURNCER İLE BİR ZAMANLAR MUĞLA’DA VE TÜRKİYE’DE

ATLETİZM’İ KONUŞTUK

İnsan yaşamında geçmiş dönemlerde yaşanan birçok anılar hiç unutulmaz. Bunların bazıları da yaşamımız bo- yunca unutulmaz. Yıllar sonra anılarımızı yaşadığımız günleri, arkadaşlarla karşılaştığımız zaman o yılları kDonuşuyoruz.

aha önceleri İzmir’e gittiğim zaman geçen yıl 11 Nisan 2023 tarihinde

İzmir Urla ilçesine bağlı Bademler köyüne bir haberin fotoğrafını çekmek için gitmiştim. Bademler köyü de Urla’ya bağlı ama Seferihisara da yakın bir yerleşim yeriydi. Erdoğan Tuncer sosyal Medya’dan Bademler köyüne geldiğimi görünce bana sitemli bir şekilde ‘EROL BADEMLER’E GELDİN DE SEFERİHİSAR’DA BANA NİYE GELMEDİM’ diye bir mesaj göndermişti.

14 – 15 Şubat 2024 tarihlerinde hem İzmir ile ilgili yazacağım bir haberin varyanttan bir fotoğraf almam hem de İzmir’i çok sevdiğim için İzmir’deydim. Oradan İzmir’in önemli ilçelerinden bir yer olan Seferihisar’a gittim. Seferihisar’da bir dönem Muğla’da bir kamu kurumunda görev yapan ve aynı zamanda Atletizm ’de milli sporcularımızdan Erdoğan Tuncer ile buluştuk. Erdoğan Tuncer ağabeyimiz ile yıllardır karşılaşmamıştım. Ama Sosyal Medya’dan bir birimizi takip ediyorduk. Seferihisar’da oturup yiyip çay kahve içip sohbet ettik. Muğla’da Atletizm ortamlarını konuştuk. Erdoğan ağabeyimiz

Muğla’da görev yaptığı dönemde biz de yeni Atletizme başlamıştık. Kendisinin beyaz şeritli

kırmızı yağmurlukları vardı. Onunla antreman yapardı. Bizler de

kendisini yağmurluğu ile antreman yaparken ona özenirdik.

Çok iyi koşuyordu.

Muğla’da 27 Aralık Atatürk Koşusu ve 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramında yanlış hatırlamıyorsan

10 Km Yol Koşusu yapılıyordu ve Erdoğan Tuncer bu koşularda birinci oluyordu. O günler ile ilgili anılarımızı konuştuk. O dönemin Muğla Gençlik ve Spor İl Müdürü olan 09 Aralık 2022 tarihinde vefat eden rahmetli Ünal Türer ile ilgili anılarımızı konuştuk.

Ayrıca Erdoğan Tuncer ile Muğla bölgesinde diğer kişilerle ilgili kendisinin anılarını bana anlattı. Daha sonraları Milâs’ta futbol oynamış, arkasından futbol hakemliği yapmış. Bu anılarını dinleyince Erdoğan abinin sosyal etkinlikleri açısından son derece önemli bir isim olduğunu daha iyi anladık. Erdoğan Tuncer şimdi Seferhisar - Ürkmez ’de kalıyor ve orada resim yapıyor. Seferihisar’ın sahil beldesi Sığacık’a gittik. Sığacık da çok güzel bir. Ayrıca Türkiye’de Atletizm ile ilgili ortamları konuştuk. Başta bizim Atletizm ‘de Dünya’ca ünlü maratoncumuz VELİ BALLI ağabeyimiz olmak üzere diğer eski atletleri konuştuk.

Daha sonra Seferihisar’ın sahil bölgesi olan Sığacık’a gittik. Sığacık’ta deniz kenarını dolaştık. Erdoğan abi ile burada da dolaşırken anılarımızı konuştuk. Erdoğan Tuncer Muğla’daki anılarını anlatırken sanki o yılları tekrar yaşıyor gibiydi. Kendisiyle yılların hasretini Sığacık sahillerinde gidermenin onurunu yaşadık.

 

bottom of page